‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

9 February 2010 | Yorum Yok | Politika Haberleri

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

Erdoğan, düşünce özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya Necip Fazıl’ın bir dizesi ile cevap verdi: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya

Başbakan, Genel Kurul’da kavgaya neden olan “GATA” konusunu dün gündeme getirdi: Biz bu işin üzerine gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak gündeme getireceğim.

TBMM´deki kavga
video için tıklayın

“Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Yargı süreci devam ediyor. Yargı nihai kararını da verecektir. Temennimiz o dur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun. Bir kere artık bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada.”

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) Ankara’da düzenlenen “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların sorularını yanıtladı. Erdoğan, önceki akşam TBMM’de yaşanan ‘Peygamber kavgası’yla ilgili şunları söyledi:

PARTİMDE BARINAMAZDI: Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında ‘Peygamber gibi anılan bir başbakan’ bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin.

TAHAMMÜL ETMEM: (Size yönelik eleştirilere karşı bir üslubunuz var. Biraz sert oluyor. Karikatüristlere dava açtınız. Bunlar demokrasi yaklaşımınıza uyar mı? sorusu üzerine…) Artık imam hatip liselerini kedinin boynuna takan karikatüristlere bizler de hala takılıp kalıyorsak buna söyleyecek bir şeyim yok. Bu böyle bir karikatürdü, çünkü imam hatip lisesi mensuplarını bu şekilde karikatürize etmeyi bu ülkede ben doğru bulmuyorum. İmam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet’in okullarıdır, kurum ve kuruluşlarıdır. İmam hatip mezunuyum. Gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik. İmam hatip mezunu, liselilerden farklı imtihana girmiyordu, aynı imtihana tabi tutuluyordu. Çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur, hepsi de gittiler Amerika’da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.’

ZAMANI GELMİŞTİ, SÖYLEDİM: (Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmamasıyla ilgili…) Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, ‘Memnuniyetle’ diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, ‘Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım’ demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini ‘Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur’gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.

Haberin Orijinal Linki: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=285172&tarih=09.02.2010&Categoryid=9

Yorum Yap Bu haber toplam 13 kez okundu, 1 kişi haberi bugün okundu.

Yorum yap

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

8 February 2010 | Yorum Yok | Politika Haberleri

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

Erdoğan, düşünce özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya Necip Fazıl’ın bir dizesi ile cevap verdi: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya

Başbakan, Genel Kurul’da kavgaya neden olan “GATA” konusunu dün gündeme getirdi: Biz bu işin üzerine gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak gündeme getireceğim.

TBMM´deki kavga
video için tıklayın

“Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Yargı süreci devam ediyor. Yargı nihai kararını da verecektir. Temennimiz o dur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun. Bir kere artık bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada.”

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) Ankara’da düzenlenen “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların sorularını yanıtladı. Erdoğan, önceki akşam TBMM’de yaşanan ‘Peygamber kavgası’yla ilgili şunları söyledi:

PARTİMDE BARINAMAZDI: Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında ‘Peygamber gibi anılan bir başbakan’ bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin.

TAHAMMÜL ETMEM: (Size yönelik eleştirilere karşı bir üslubunuz var. Biraz sert oluyor. Karikatüristlere dava açtınız. Bunlar demokrasi yaklaşımınıza uyar mı? sorusu üzerine…) Artık imam hatip liselerini kedinin boynuna takan karikatüristlere bizler de hala takılıp kalıyorsak buna söyleyecek bir şeyim yok. Bu böyle bir karikatürdü, çünkü imam hatip lisesi mensuplarını bu şekilde karikatürize etmeyi bu ülkede ben doğru bulmuyorum. İmam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet’in okullarıdır, kurum ve kuruluşlarıdır. İmam hatip mezunuyum. Gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik. İmam hatip mezunu, liselilerden farklı imtihana girmiyordu, aynı imtihana tabi tutuluyordu. Çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur, hepsi de gittiler Amerika’da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.’

ZAMANI GELMİŞTİ, SÖYLEDİM: (Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmamasıyla ilgili…) Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, ‘Memnuniyetle’ diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, ‘Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım’ demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini ‘Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur’gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.

Haberin Orijinal Linki: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=285172&tarih=08.02.2010&Categoryid=9

Yorum Yap Bu haber toplam 13 kez okundu, 1 kişi haberi bugün okundu.

Yorum yap

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

7 February 2010 | Yorum Yok | Politika Haberleri

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

Erdoğan, düşünce özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya Necip Fazıl’ın bir dizesi ile cevap verdi: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya

Başbakan, Genel Kurul’da kavgaya neden olan “GATA” konusunu dün gündeme getirdi: Biz bu işin üzerine gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak gündeme getireceğim.

TBMM´deki kavga
video için tıklayın

“Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Yargı süreci devam ediyor. Yargı nihai kararını da verecektir. Temennimiz o dur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun. Bir kere artık bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada.”

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) Ankara’da düzenlenen “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların sorularını yanıtladı. Erdoğan, önceki akşam TBMM’de yaşanan ‘Peygamber kavgası’yla ilgili şunları söyledi:

PARTİMDE BARINAMAZDI: Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında ‘Peygamber gibi anılan bir başbakan’ bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin.

TAHAMMÜL ETMEM: (Size yönelik eleştirilere karşı bir üslubunuz var. Biraz sert oluyor. Karikatüristlere dava açtınız. Bunlar demokrasi yaklaşımınıza uyar mı? sorusu üzerine…) Artık imam hatip liselerini kedinin boynuna takan karikatüristlere bizler de hala takılıp kalıyorsak buna söyleyecek bir şeyim yok. Bu böyle bir karikatürdü, çünkü imam hatip lisesi mensuplarını bu şekilde karikatürize etmeyi bu ülkede ben doğru bulmuyorum. İmam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet’in okullarıdır, kurum ve kuruluşlarıdır. İmam hatip mezunuyum. Gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik. İmam hatip mezunu, liselilerden farklı imtihana girmiyordu, aynı imtihana tabi tutuluyordu. Çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur, hepsi de gittiler Amerika’da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.’

ZAMANI GELMİŞTİ, SÖYLEDİM: (Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmamasıyla ilgili…) Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, ‘Memnuniyetle’ diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, ‘Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım’ demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini ‘Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur’gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.

Haberin Orijinal Linki: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=285172&tarih=07.02.2010&Categoryid=9

Yorum Yap Bu haber toplam 13 kez okundu, 1 kişi haberi bugün okundu.

Yorum yap

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

6 February 2010 | Yorum Yok | Politika Haberleri

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

Erdoğan, düşünce özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya Necip Fazıl’ın bir dizesi ile cevap verdi: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya

Başbakan, Genel Kurul’da kavgaya neden olan “GATA” konusunu dün gündeme getirdi: Biz bu işin üzerine gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak gündeme getireceğim.

TBMM´deki kavga
video için tıklayın

“Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Yargı süreci devam ediyor. Yargı nihai kararını da verecektir. Temennimiz o dur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun. Bir kere artık bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada.”

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) Ankara’da düzenlenen “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların sorularını yanıtladı. Erdoğan, önceki akşam TBMM’de yaşanan ‘Peygamber kavgası’yla ilgili şunları söyledi:

PARTİMDE BARINAMAZDI: Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında ‘Peygamber gibi anılan bir başbakan’ bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin.

TAHAMMÜL ETMEM: (Size yönelik eleştirilere karşı bir üslubunuz var. Biraz sert oluyor. Karikatüristlere dava açtınız. Bunlar demokrasi yaklaşımınıza uyar mı? sorusu üzerine…) Artık imam hatip liselerini kedinin boynuna takan karikatüristlere bizler de hala takılıp kalıyorsak buna söyleyecek bir şeyim yok. Bu böyle bir karikatürdü, çünkü imam hatip lisesi mensuplarını bu şekilde karikatürize etmeyi bu ülkede ben doğru bulmuyorum. İmam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet’in okullarıdır, kurum ve kuruluşlarıdır. İmam hatip mezunuyum. Gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik. İmam hatip mezunu, liselilerden farklı imtihana girmiyordu, aynı imtihana tabi tutuluyordu. Çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur, hepsi de gittiler Amerika’da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.’

ZAMANI GELMİŞTİ, SÖYLEDİM: (Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmamasıyla ilgili…) Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, ‘Memnuniyetle’ diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, ‘Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım’ demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini ‘Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur’gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.

Haberin Orijinal Linki: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=285172&tarih=06.02.2010&Categoryid=9

Yorum Yap Bu haber toplam 13 kez okundu, 1 kişi haberi bugün okundu.

Yorum yap

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

5 February 2010 | Yorum Yok | Politika Haberleri

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

Erdoğan, düşünce özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya Necip Fazıl’ın bir dizesi ile cevap verdi: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya

Başbakan, Genel Kurul’da kavgaya neden olan “GATA” konusunu dün gündeme getirdi: Biz bu işin üzerine gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak gündeme getireceğim.

TBMM´deki kavga
video için tıklayın

“Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Yargı süreci devam ediyor. Yargı nihai kararını da verecektir. Temennimiz o dur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun. Bir kere artık bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada.”

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) Ankara’da düzenlenen “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların sorularını yanıtladı. Erdoğan, önceki akşam TBMM’de yaşanan ‘Peygamber kavgası’yla ilgili şunları söyledi:

PARTİMDE BARINAMAZDI: Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında ‘Peygamber gibi anılan bir başbakan’ bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin.

TAHAMMÜL ETMEM: (Size yönelik eleştirilere karşı bir üslubunuz var. Biraz sert oluyor. Karikatüristlere dava açtınız. Bunlar demokrasi yaklaşımınıza uyar mı? sorusu üzerine…) Artık imam hatip liselerini kedinin boynuna takan karikatüristlere bizler de hala takılıp kalıyorsak buna söyleyecek bir şeyim yok. Bu böyle bir karikatürdü, çünkü imam hatip lisesi mensuplarını bu şekilde karikatürize etmeyi bu ülkede ben doğru bulmuyorum. İmam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet’in okullarıdır, kurum ve kuruluşlarıdır. İmam hatip mezunuyum. Gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik. İmam hatip mezunu, liselilerden farklı imtihana girmiyordu, aynı imtihana tabi tutuluyordu. Çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur, hepsi de gittiler Amerika’da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.’

ZAMANI GELMİŞTİ, SÖYLEDİM: (Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmamasıyla ilgili…) Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, ‘Memnuniyetle’ diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, ‘Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım’ demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini ‘Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur’gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.

Haberin Orijinal Linki: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=285172&tarih=05.02.2010&Categoryid=9

Yorum Yap Bu haber toplam 13 kez okundu, 1 kişi haberi bugün okundu.

Yorum yap

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

4 February 2010 | Yorum Yok | Politika Haberleri

‘Yaşadıklarımı anlatırsam ülkem kaldırmaz’

Erdoğan, düşünce özgürlüğü konusunda sorulan bir soruya Necip Fazıl’ın bir dizesi ile cevap verdi: Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya

Başbakan, Genel Kurul’da kavgaya neden olan “GATA” konusunu dün gündeme getirdi: Biz bu işin üzerine gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak gündeme getireceğim.

TBMM´deki kavga
video için tıklayın

“Şimdi aslında darbe planları noktasındaki şeylerin geçmişi biraz eskiye de dayanıyor. Tabii bunlar darbe planı mıdır, değil midir tartışma konusu olan şeyler. Yargı süreci devam ediyor. Yargı nihai kararını da verecektir. Temennimiz o dur ki böyle bir yanlış yapılmamış olsun. Bir kere artık bazı şeylerin üzerinde durmanın çok çok yanlış olduğu ortada.”

Başbakan Tayyip Erdoğan, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunca (USAK) Ankara’da düzenlenen “Değişen Dengeler ve Türkiye’nin Artan Önemi” konulu konferanstaki konuşmasının ardından gazetecilerin, akademisyenlerin ve diplomatların sorularını yanıtladı. Erdoğan, önceki akşam TBMM’de yaşanan ‘Peygamber kavgası’yla ilgili şunları söyledi:

PARTİMDE BARINAMAZDI: Benim il başkanım veya il genel meclisi üyem güya bir konuşmasında ‘Peygamber gibi anılan bir başbakan’ bir ifade kullanılıyor. Allah aşkına bir insan; bu cehaletinden olabilir, ne bileyim farklı yaklaşım tarzından olabilir, böyle bir ifadeyi kullanmış diye siz bunu hiçbir zaman tasvip etmeyen, eğer sen de inançlıysan, bir Müslümansan bunu zaten tasvip edemezsin. Niçin, çünkü peygamberlik zinciri kapanmıştır. Artık bir peygamber yoktur. İkinci bir peygamber olarak biz bu dinin mensupları olarak bunu göremeyiz. Hele hele Tayyip Erdoğan için böyle bir şey söyleyemezsin. Çünkü biz tabuları yıkmak üzere gelmiş bir siyasi partiyiz. Ve bana böyle bir yakıştırmayı yapan karşısında arkadaşım gerekenleri söyledi ama ikinci defa söylenince artık bu tahammül sınırlarını aştı. Ve benim partimde böyle bir insan da barınamazdı. Nitekim daha farklı şekilde bunlar söylenmiş ama arkadaşlarıma gerekli talimatı verdim, ya istifasını alın, ya ihraç edin.

TAHAMMÜL ETMEM: (Size yönelik eleştirilere karşı bir üslubunuz var. Biraz sert oluyor. Karikatüristlere dava açtınız. Bunlar demokrasi yaklaşımınıza uyar mı? sorusu üzerine…) Artık imam hatip liselerini kedinin boynuna takan karikatüristlere bizler de hala takılıp kalıyorsak buna söyleyecek bir şeyim yok. Bu böyle bir karikatürdü, çünkü imam hatip lisesi mensuplarını bu şekilde karikatürize etmeyi bu ülkede ben doğru bulmuyorum. İmam hatip lisesi mezunları bu ülkenin, Cumhuriyet’in okullarıdır, kurum ve kuruluşlarıdır. İmam hatip mezunuyum. Gurur duyuyorum. İmam hatip mezunu olarak beni üniversiteye almadılar ve ben gittim ayrıca bir de lise bitirdim. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girdim. Bu çileleri çeke çeke biz buralara geldik. İmam hatip mezunu, liselilerden farklı imtihana girmiyordu, aynı imtihana tabi tutuluyordu. Çocuklarımın hepsi imam hatip mezunudur, hepsi de gittiler Amerika’da okudular. Herhangi bir sıkıntı yaşamadan okudular. Nasıl inanıyorlarsa öyle okudular ve en güçlü üniversitelerinden de mezun oldular, oluyorlar. Necip Fazıl’ın ifade ettiği gibi, ‘Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.’

ZAMANI GELMİŞTİ, SÖYLEDİM: (Emine Erdoğan’ın GATA’ya alınmamasıyla ilgili…) Üç senedir, eşim de ben de biz bu işleri gündeme getirmedik. Gerekli olanlara, gereken yerlere söylediniz mi söylemediniz mi? Söyledim. Söyleyecek çok daha şeyler var ama ben ülkemde gerilim istemiyorum. Bu konuda yaşadığım başka şeyler de var. Bunları belki biraz daha zaman kazanacak, ondan sonra belki siyasetten çekildikten sonra kaleme alarak belki gündeme getireceğim. Ama ülkem bunları kaldıramaz. Onun için bazı şeyleri söylemek zaman istiyor ama bunun zamanı gelmişti. Niye? Benim ülkemde çok önemli bir sanatçı hasta yatağında. Eşim onu ziyarete gitmek istiyor. Eşini arıyor, ‘Memnuniyetle’ diyor. Biraz sonra tekrar dönüyor, ‘Emine Hanım, böyle böyle bir durum oldu, ne olur biz sizinle dışarda buluşalım’ demek suretiyle, dışarda bu görüşmeyi yapıyorlar. Bunun akılla, bir kurumsal yaklaşımla izahı olabilir mi? Bunu ne ile izah edeceksiniz? Hangi özgürlük çerçevesi içerisinde bunu bir tanıma oturtacaksınız? Bunun demokrasi ile laiklikle, hukuk devleti ile yakından uzaktan alakası olabilir mi? Laiklik bunun güvencesi iken orada bir engelle karşılaşıyorsunuz ve vergisini vermek suretiyle, parasını vermek suretiyle her şeyiyle oluşturmuş olduğumuz bir kurumun hastanesinde siz başbakanın eşini ‘Burada bu ziyarete gelmesin, burada farklı durumlar meydana çıkabilir, gerginleşme olabilir, şu olur bu olur’gibi şeylerle engellemeye kalkıyorsunuz. Biz bu işin üzerine gidemez miydik, gidebilirdik ama orada biz sadece eşimin gözyaşlarına mahkum olarak kaldık. Bu işin bir boyutu.

Haberin Orijinal Linki: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=285172&tarih=04.02.2010&Categoryid=9

Yorum Yap Bu haber toplam 13 kez okundu, 1 kişi haberi bugün okundu.
Etiketler:

Yorum yap